• Kategorilerim

  • Bağlantılarım

Şiir gibi gece (Esra KAYA)

30/11/2008 ·


 

Âşıklar şehri Sivas’ımızda; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sivas Belediyesi, Sultanşehir Kültür ve Sanat dergisi çatıları altında; geleneksel hale gelen Buruciye Şiir Akşamlarının üçüncüsü 9 Kasım Pazar günü, 18.30 karanlığında Atatürk Kültür Merkezi’nde, muhteşem kalemlerin ışığıyla aydınlandı…

Aramızdan ayrılmış olan Erdem Beyazıt üstadın aziz hatırasına adanmış gecede…

İşte her biri ayrı renkte ışıldayan parlak kalemlerin sahipleri…

“Nurullah Genç, Recep Garip, Özcan Ünlü, Vahap Akbaş, Metin Önal Mengüşoğlu, Mehmet Şamil Baş, Mehmet Atilla Maraş, Mehmet Avcı, Talip Işık, Mustafa Özçelik, Müştehir Karakaya, Muhsin İlyas Subaşı, Alim Yıldız, İbrahim Yasak, Ahmet Mahir Pekşen, Mustafa Birinci, Şaban Abak ve Bilal Tırnakçı “

Hazan ve hüznü gazellerle süsleyen sahne, sonbaharı ancak bu kadar güzel resmedebilirdi ve kaçıranlar için diyebilirim ki kesinlikle görülmeye değer bir programdı…

Gecenin kusursuz ilerlemesi ve şehrimizi onurlandıran nadide kalemlere yakışır bir programı organize etmek, gerçekten emek ister, emeğin öncesinde kaleme saygı ve sevgi gerektirir.

Organizasyonda görev alan arkadaşlarımız bu görevi gerçekten alınlarının akıyla yerine getirmenin gururunu, gönül ferahlığıyla yaşasınlar. O sahne gerisinde görünmeyen kahramanlara sonsuz kadar müteşekkir olacaktır topağımız.

Tüm şiir severlere üç seneden bu yana bedava dağıtılan Buruciye Şiir Antolojisi 2008’de Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın Beyefendinin takdim yazısında sözün ve şiirin özü çok güzel ifade edilmiş.

“Kelimelerden gül devşiren insanları misafir etmenin hazzını yaşıyorum. Onların her birisi şiirleriyle iç dünyamızın sesi ve sözü olmaktadırlar. Onlar bu topraklarda yaşayan her bir insanımız adına hayatın özünü en anlamlı bir şekilde ifade ediyorlar. Her bir mısrasında kendi sesimizi ve kendi sözümüzü buluyoruz onların şiirlerinde…”

Evet, sonbahar yapraklarının arasında her bir şair katmer katmer gül açtırdı. Geceden ise şiir sever yüzlerin her biri gülistan ayrıldı.

Küçük bir sitemimi yazmadan edemeyeceğim. Programın bana göre üç senedir tek gölgesi bayan şairlerin olmamasıdır. Ve bu sanat adına gerçekten içerlenecek bir konudur. Şiir yazmamdan dolayı bu sitemim, kesinlikle kıskançlık olarak algılanmasın ki gerçekten vebale girersiniz.

Tek üzüntüm sanatın cinsiyeti olmadığı halde bir cinsiyete büründürülmesidir…

Kadınlarımızı dört duvarlara ve matinelere yakıştıran zihniyetler oldukça sanat tek yönlü ve çok yavaş ilerleyecektir.

Yavaş gelişen sanat yavaş ilerleyen bir ülke demektir.

Güzel ülkem; yaşlı genç demeden erkek, kadın, çocuk birlikteliğiyle omuz omuza kuruldu. Bu ülkenin kadınları evinde ana, cephede savaşçı, kalemde ise güçlü edebi-yatçılardır ve elinden gelenin fazlasını yapacak kapasitededirler.

Dileyim o ki seneye şair ve şairleri âşıklar şehrinde bir sahnede görelim…

Sivas’ın talihsiz yazgısındaki siyahı yıkayan emektar ellere, bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum…

Saygılarımla
Esra Kaya

(www.sivassrt.com adresinden alınmıştır)

30/11/2008 ·


Vardılar Kurtuba’ya / İnmediler atından
Gülle karşılandılar / Ne güzel atlar bunlar
Bunca yol çiğnediler / Çiçek çiğnemediler
Önden giden atlılar / Önden giden atlılar…/                                   
  ( Osman Sarı )

Sadece sanat çeşitlerinde değil, yaşamın tüm alanında, konuların içeriğinde, oluşumunda, yön verişinde, tekniğinde, tümünü kapsayan tek sanat dalı yazmaktır...
İnsanoğlunun özü hatta özünün sözü, tam meali sözün gönül gözünden gördükleridir…
Çoğu insanlarımız duygularını sözle ifade etmekten çekinir, böyle bir çekinirlikte imdada yetişen en ilâhi mucizedir yazı veya şiir…
Şiir özetidir bir hayatın veya özüdür içinizde saklı binlerce sözün…
Yazı küçük bir ifadenin çok boyuttan açılımı, öğretimidir ayrıntısıyla hayatın…
Sanat büyük bir aşka düşmektir, büyük bir tutkuyla bağlanmaktır o kapıya… Ve kapıdan bir defa içeri girdi mi ancak ölümle çıkışı olan zorlu bir yoldur aslında… Çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak isteyendir.
Bazı yorumculara göre “kurtuluşu olmayan lanet”  diye yorumlansa da aslında kutsal bir ateştir… İlâhi güç tarafından seçilmiş hizmetkârların kutsanmış ellerdir sanat.
Siyah ve beyaz olanı ancak cüzi irade belirler…
Çok gördüm “ben şiir sevmem asla da okuyamam” diyenleri, bir baktım usta üstatların bestelenmiş şiirlerinde kendilerini bularak mest olmuş ve kime ait olduğunu önemsemeden sevmiştir nağmesiyle okumuştur bin şiiri… Çok gördüm “araştırma yazıları, roman, felsefe kitapları okumam, sevmem de”  diyenleri. Bir baktım usta bir yazarın sahnelenmiş eserinde, belgesellerde gözyaşlarına boğulmuşlar ve bir anda okumuşlardır bilmem kaç ciltlik ki-tapları…
Edebiyatın herhangi bir alanında görev üstlenmek, ayrı ayrı binlerce kitleye hitap etmek, inmek bir kişinin ruhuna öylesine zordur ki…
Önce bir vebal taşırsınız avuçlarınızda hazıra konma, marketten alma şansınız sıfırdır. Tek beyinle, tek bilekle bir işçiden daha çok çalışmak zorundasınızdır… Seri bir üretim şeklide olmaz kopyasını asla tutturamazsınız ve yutturamazsınızda okuyucuya. Her seferinde farklı bir duyguyu farklı boyuttan imar etmek zorundasınızdır. Çoğu zaman sevdiklerinizi ihmal ederek, uykunuzu, yağmuru, baharı, ne köpüklü bir kahve ne de çay keyfi diye bir lükse sahip değilsinizdir. O lükslerin içinde dahi gözlemleyerek, notlar alarak durmaksızın derin bir muhakemeyle beyninizle meşgulsünüzdür.
İlhamın, kurgunun nerde, ne zaman geleceği belli olmaz, haberiniz yokturdur nöbeti ne zaman devralacağınızdan. Ve kaç saat gece vardiyasında ömür tüketeceğinizi bilmezsiniz. Belki de en çok çalışan ama en az hatta hiç kazanmayan tek gönüllülerdir bu işçiler…
Bir teşekkürdür bir kelimesinde etkilenip doğruyu görenden en yüklü kazanç. Bir takdirdir emeğinizin boşa gitmediğini hatırlatan miras, bir alkıştır ilerle-yişinde ki merdivenin taşları…
Bu sorumlulukta ezilmeden ayakta kalarak yazmak, kendi karanlığınızı umursamadan bir mum yakmak karanlığı, gerçekten emek isteyen, emeğin yanında yürek isteyen, yüreğin içinde aşk isteyen, hercai bir sevgidir yazmak…
İşte onlar her konuda sanat uğruna kendilerini gözlerini kırpmadan ateşe atan bazen de tozu dumana katan…
“Önden giden atlılardır” çoğu da gizemli perdeler ardında kaybolan…
Nice atlılar geldi geçti bu yerden, nicesinin görmediniz kanayan yüreğini. Sesine ses verecek bir ses duyamayınca, çığlık çığlığa boğuldular. Lakin o vebalinden kurtularak gitti bu dünyadan, sesini duyurmayan seslere vebal bırakarak…
Ama önden giden atlılar her daim varolsunlar…
İşte muhteşem bir eser ve kesinlikle her evde olması gereken kitaplardan sadece bir tanesi… İbrahim Aslanoğlu’nun 2 ciltlik “Sivas meşhurları” “Sivas 1000 temel eser” projesi kapsamında Sivas Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yayına hazırlanan önemli bir kaynağı kitaplığımıza kazandırmış bulunmaktadır… Onca vebalden bizleri az buçuk olsun kurtaran Sivas’a yakışır Sayın Valimiz  “Veysel Dalmaz” Bey’e öncülüğünden dolayı minnettar kalacağımızı belirmek istiyorum…
Burası Sivas, taşı toprağı şiir  “Âşıklar şehri”  en çok şairin çıktığı tek il ve çoğunun sesine ses olmamış tek il’di de sanırım…
Uzun seneler ardından nihayet cesur yürekli insanlarımız sayesinde, ikincisinin hazırlığına başlanan edebiyat dergimiz, Buriciye Yayınlarından çıkmış bulunmaktadır…
Başta Belediye Başkanımız Sami Aydın öncülüğünde,
Buruciye Yayınlarıyla işte Sivas’ın önden giden atlıları.
Erdoğan Tunç, Alim Yıldız, Bilal Tırnakçı, Abdullah Altun, Eyyüp Tanyıldız, Halis Demir, Harun Ş. Taşar, İbrahim Yasak, M. Doğan Karacoşkun, Mustafa Kayapınar, Murat Kıral, Mustafa Pakoğlu, Necati Topçu ve Ahmet Eyce, Cenan Alkan, MNX Gurup, Basın Es-Form Ofset LTD.ŞTİ. son olarak perde arkasında emeğini esirgemeyen edebiyatın gönüllüleri…
Bu atlılar ki Sivas’ı asırlar öncesinden bugüne azimle, araştırarak, şifre şifre çözerek, adım adım gezerek emekle taşıdılar ve attıkları imza ile Sivas’ı asırlar sonrasına taşıyacaklar. Gelecekteki nesillerimiz yaktıkları günaydını mumlarla aydınlanacaklar…
İşte gururun belgesi, Buruciye edebiyat dergisi
Sevginin kelimelere sığmayarak, kâğıdından kapağına kadar taşmış zarif bir aşk tutacaksınız öncelikle ellerinizde. Sonra huzurlu bir nehri izler gibi göz gezdireceksiniz. Ufuktaki sessiz gemiyi bakar gibi bakacaksınız maviliklere. İmge deryalarının derinlerine daldıkça maviliklerinde ışıltılı yakamozlar bulacaksınız ruhunuzun gözlerine şık gelen. Ilık bir şefkat çökecek üzerinize, şiirsel bir tabloyu izler gibi aralayacaksınız sayfaları, küçük bir çocuğun ellerinden tutar gibi incitmeden tutacaksınız dalları.
“Bu dergi Sivas’tan mı çıktı”  diyerek gurur duyacaksınız toprağınızla… Ve dergiyi bitirdiğinizde aç kaldığınızı hatırlayacak, sonrasında bu açlıkla nasıl hayatta kalabildiğinizi sorgulayarak, düşün fırtınaları esecek doğrularıyla, yanlışlarıyla mantığınızda. Belki yıllarca küstüğünüz kalemi yeniden elinize alacak, belki de içinizde hiç farkına varmadığınız önden gidecek atlıları uyandıracaksınız ruhunuzda…
Bir nebzede olsa kapanacak topraklarımızın üzerinde insafsızca oynanan, korkunç oyunlardan açılan yaralarımız…
Hadi, bir an olsun maddi servetleri boşverin, emin olun ki çocuklarınıza bıra-kabileceğiniz en değerli hazinleriniz olacaktır Sivasımızdan çıkan bu gurur kitapları ve dergileri… İleride önden giden atlılara hem siz hem de çocuklar teşekkür edeceksiniz…
Ömrünüz uzun, kaleminiz daim,
Yolunuz da açık olsun önden giden atlılar…
İşte bu atlılara yol veren âşıklar şehri Valimiz “Veysel Dalmaz” Bey’e soyadına yakışır Belediye Başkanımız “Sami Aydın” Bey’e, kültür ve sanat adına gösterdikleri çabalarından ve hassasiyetlerinden dolayı sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum…
Daha ilerisi için daha nice eserler ortaya çıkarmak adına hep birlikte…

Dağıtım:
Sivas Belediyesi (Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü)
Sultanşehir Kültür Sanat Derneği
Atatürk Cad. PTT karşısı Sivas Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü kat:2 Sivas

Saygılarımla…
Esra Kaya

(www.sivassrt.com adresinden alıntı)

Sivas'ın Aydınlık Yüzü

16/11/2008 ·



Muhsin İlyas SUBAŞI
Sivas'ın Aydınlık Yüzü


Sivas, son yıllarda hiçbir ilimize nasip olmayan ciddi bir canlılık ve hamle içerisinde. Çok iddialı değiller, ama bir kararlılığın ve duruşun ifadesi olmalı ki yola çıkılmış. Önemli hamleler peş peşe yapılıyor. Şehrin logosu: “Kültür Şehri Sivas”! Gerçekten bir kültürel diriliş var burada. Görünce şaşırmamak mümkün değil.

Birkaç yıl önce, “Hayatağacı”yla tebessüm ettiler. İlk sayısını görünce, sevindim. Dizaynı,  baskısı güzel, muhtevası zengin bir dergi. Hemen arkasından, “Sivas Bin Temel Eser” serisi başlatıldı. Bu eserler ile bu şehrin sadece geçmişi anlatılmıyor, geleceğine de önemli işaret taşları konuluyor… Aslında sadece bu kitaplar ele alınıp değerlendirilecek başlı başına bir konu.  Hemen, aynı kalite belki muhteva olarak da aynı ama dolu dolu bir “Sultanşehir” dergisi geliverdi elimize. Arkasından “Buruciye Edebiyat”; edebiyat dergilerinin çokluğuna rağmen, hep dar alana sıkışan yayınlardan daha dolu ve daha kucaklayıcı bir dergi. Arkasından “Sivas Kültür”…Dilerim nazar değmesin, kaynak tükenmesin, çıkaranlar yorulmasın…Bugün, İstanbul’un dışında, hiçbir şehrimizde böylesine bir canlılık yok.  Sivaslı aydınlar, bunlarla da yetinmiyorlar: “Buruciye Kültür Sanat Derneği”ni kurarak, buradan da yayınlar yapıyorlar. Şimdiye kadar dokuz  kitap çıkarmışlar. Hele bir eserleri var ki, Cumhuriyet Tarihimizin birçok karanlık ya da muğlak alanına ışık tutacak bir belgeler yığını: İrade-i Milliye Gazetesi. Bağımsızlık hareketinin yol haritasının gerçek ve kalıcı belgesi bence bu eserdir. Burada, İmparatorluğun bu harekete bakışı, bu hareketi Başlatan ekibin Padişahla olan diyalogları net bir şekilde görülüyor. Resmi tarihin dışına çıkılacakça, başvurulacak ilk kaynak bu gazete olmalıdır. Çünkü, buradaki her satırın neşrinde Mustafa Kemal’in dikkat ve katkısı var. Üstelik, gazetenin başyazılarını da bizzat kendisi yazmış.

Ben bütün bunların üzerinde durmayacağım. Bunlar anlatılarak bitirilecek gibi değil. Şöyle bir tatil yapayım, gezip göreyim diyenler, sahillere, lüks tatil beldelerine gitmesinler. Gelsinler Anadolu’ya, tarihle kültürün, gayretle verimin, sevgiyle vefanın o doyumsuz örneklerini görsünler buralarda… Bu temenniyle şimdi bir başka cephesine bakmak istiyorum Sivas’ın:

Geçtiğimiz ayın son günlerinde buradaki “Cumhuriyet Döneminde Sivas Sempozyumu”na katıldım. Orada, bu şehrin geleceği için kendi düşüncelerimi geçmişinden aldığım ışıkla anlatmaya çalıştım. Birkaç gün önce de, (9 Kasım’da)  Buruciye Şiir Akşamları”na davetliydim. Sivas (Şarkışla) doğumluydum ve  45 yıllık edebiyat hayatımda, Sivas beni yeni fark ediyordu. Kendilerince haklıydılar da, ben çocukluğumda Kayseri’ye gelip bu şehirde eğitimimi tamamlamış ve buraya yerleşmiştim. Onunla da yetinmemiş, bu şehrin kültürüne katkı sağlayacak birçok şehir kitabını “Kayseri” adına yapmıştım. Bu yüzdendir ki, kültür çevresi beni Kayserili kabul eder. Ben de doğrusunun böyle olduğunu ama bunun  doğum yerimin Sivas vakıasını değiştirmeyeceğini söyleyerek, “Sultanşehir”deki bir yazımda da, “Aidiyetim Sivas, şehrim Kayseri” demiştim. Aslında ben bu iki şehrin gönül köprüsü bir isim olmak istiyorum. Hiçbir  zaman birini diğerinin önüne almayarak, kültürel dinamikleriyle Sivas’tan ekonomik dinamikleriyle de Kayseri’den vazgeçmeyi düşünmüyorum…

Peş peşe çağrı olmasına rağmen, doğduğum şehre karşı borcumun sorumluluğu altında hareket ettim ve sempozyuma gittim. İkincisi için de, gönül dostum, tertip komitesi başkanı Doç. Dr. Alim Yıldız’a; ‘gerekirse, gelecek yıl gelebileceğimi, beni bu defa affedebileceklerini’ söyledim. ‘Hayır’ dedi, ‘gelmelisin ağabey!’  Eh, kalkıp yeniden gittim.  Hoş bir gece geçirdik. Derbi dedikleri  büyük takımların maç saatinde olmasına rağmen, ilgi olağanüstüydü ve salon lebalep doluydu. Program, kısa bir süre önce kaybettiğimiz Erdem Bayazıt’a ithaf edildi.  İki yıl önceki ilk şiir programına katılan Erdem Bayazıt’ın o gün okuduğu ve kendi sesinden verilen şiirleriyle başladı.

Belediye Başkanı Sami Aydın kısa ama güzel bir konuşma yaptı. Sivas’ın kültür kenti olduğunun altını çizdi. Gelişmişliğin bununla ölçülmesi halinde Sivas’ın bugün ülkenin ön sıralarında yer alan bir şehir olduğunu söyledi. Belediye olarak bu iddialarını bir kararlılık halinde sürdüreceklerine işaret etti.

Daha sonra kürsüye Türkiye’nin dört bir yanından gelen şairler çağrıldı. Sivas’tan: Ahmet Mahir Peşken, Alim Yıldız, Bilal Tırnakçı, İbrahim Yasak, Mustafa Birinci, diğer illerden ise; Mehmet Atilla Maraş, Mehmet Şamil Baş, Metin Önal Mengüşoğlu, Muhsin İlyas Subaşı, Mustafa Özçelik, Müştehir Karakaya, Nurullah Genç, Özcan Ünlü, Recep Garip, Şaban Abak, Talip Işık ve A.Vahap Akbaş çıkıp şiirlerini okudular.

Bu programın bugüne kadar katıldığım programlardan farklı ve güzel yanı, davet edilen şairlerin şiirlerinden oluşan bir antolojinin girişte bütün dinleyicilere hediye edilmesiydi. Böylece, şiirseverler, salonda dinledikleri şairlerin, şiirlerini temiz baskılı sevimli bir kitapla evlerine taşıyorlardı. Üstelik buna bir başka güzelliği de dinleyiciler kattılar ve şairlere kitaptaki şiirlerinin üzerine imzalarını alarak bir de imza koleksiyonu oluşturma şansını yakaladılar…

Benim üzerinde duracağım  diğer bir konu ise, on gün içerisinde iki ayrı etkinliğiyle  iç içe olduğumuz Sivaslı aydınlardır. Sivas,Türk-İslam tarihi boyunca, halk edebiyatıyla temayüz etmiştir. Bu bakımdan, burada halk edebiyatı büyük gelişme göstermiş bulunmaktadır. Günümüz edebiyat ve kültürü ise, mevcut önemli isimleriyle, ülke genelindeki etkinliğiyle, halk edebiyatından çok daha ileri bir seviyeye gelmiş durumda. Yukarıda sözünü ettiğimiz süreli yayınların hemen tamamına yakınını bu kadro gerçekleştiriyor…Onun için de birini diğerinden ayırmak doğru olmayacak gibi geldi bana.

 Aslında, burada sayacağım yığınla isim var. Birini diğerinin önüne almak doğru değil. Hepsi, bir bütünün parçaları gibi davrandılar. İki gün boyunca, Alim Yıldız, Erdoğan Tunç, İbrahim Yasak, Bilal Tırnakçı, Mustafa Pakoğlu, Halis Demir, bizimle sürekli birlikte oldukları için bir şükran borcumuzu ifade etmek isterim. Şu kadarını söyleyelim. Üniversitede şehrin yerlisi bilim adamları, öyle akademik kariyeriyle yetinen cinsinden insanlar değiller. Halk çocuğu olmanın, halkına karşı sorumluluğunun farkında olmanın bilinciyle hareket ediyorlar. Bu toparlanmanın ve sıçrama yapmanın altında bunların ortak şuur ve fedakârlığı var. Buna  kurumlar olarak Vilayeti, Belediyeyi ve Üniversiteyi de ilave ettiniz mi, mesele böyle oluyor ve karışınıza aydınlık bir Sivas çıkıyor… Onları kutluyorum, başarılarının sürekliliğini koruması için dua ediyorum. Diğer illerimizdeki aydınların da buradan ders almalarını diliyorum…

Bir küçük not daha eklemek isterim: Çok yanlış bir iş yapılarak Kültür ile Turizm Bakanlıkları birleştirildi. Turizm ekonomiye katkı sağladığı için doğal olarak bu birleşmede baskın çıktı ve  kültür geri plana itildi. Bu yüzdendir ki, genel politikanın gereği, birçok ilde, kültür hizmetleri üvey evlat muamelesi görür. Burada Sivaslı farkını yine göstermiş ve kültürü turizmin önünde değerlendirmiş. Bunda Kültür-Turizm Müdürü Kadir Pürlü’nün özel eğilimi ve son dönemde Sivas’a hizmet veren Valilerin olaya bakışının payı unutulmamalıdır.

Sivas,  için bir şiirim var. Bunu, ağabeyim dostum, Yavuz Bülent Bakiler, “Sivas Şiirleri Antolojisi”ni 2002 yılında bana imzalarken, “ Bu kitapta, Muhsin İlyas Subaşı’nın da bir şiirinin bulunmasını çok isterdim.” Notuyla bana bir uyarıda bulunmuştu ve bu şiiri o not yazdırmıştı. Doğal olarak bende  şiirimi kendisine ithaf etmiştim. Oradaki ortamda bunu okumaya fırsat bulamadım. Şimdi buraya alıyorum:

 

SİVASLI

                      

                                   - Sn. Yavuz Bülent Bâkiler’e

 

Kızılırmak Sivas’ın sunar yurda terini,

Türküsünü gurbete bir umut gibi taşır.

Selçukludan gül alır, uzatır ellerini,

Atalarının tatlı rüyasına ulaşır.

 

Tarihi üzerine bir örtü gibi  çeker,

Yurdun her karışına terini pul pul eker,

Bayrağını kanıyla yıkayıp ufka diker,

Sınırımızda  ruhu nöbet için dolaşır!...

 

Kucaklar toprağını, ana gibi, yâr gibi,

Dolunay gibi  berrak, safçadır sular gibi,

Kuşatır insanları sıcak arzular gibi,

Sivaslı barış için  acıyla kucaklaşır.

 

 

 

 

 

12.11.2008 00:00:00

3. Buruciye Şiir Akşamları 2008

16/11/2008 ·



Şairler, 'Şiir Akşamları'nda Erdem Beyazıt'ı yâd etti
Sivas'ta şairler ve şiir severler, yaklaşık 6 ay önce hayatını kaybeden şair Erdem Beyazıt'a ithaf edilen III. Buruciye Şiir Akşamları programında buluştu.
<_script /><_script />

Şairler, kaleme aldıkları mısralarını kendi sesleriyle dinleyicilerine ulaştırdı. Sivas Belediyesi tarafından organize edilen III. Buruciye Şiir Akşamları, Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Vali Vekili Kemal Şahin ve Belediye Başkanı Sami Aydın'ın hazır bulunduğu geceye, Sivas'tan ve diğer illerden çok sayıda şair katıldı. Fenerbahçe - Galatasaray derbi maç saatine denk gelen gecede şiir severler de salonu doldurdu. Sivas Belediyesi kültür etkinliklerinin sinevizyon gösterisinin ardından Başkan Sami Aydın kürsüye gelerek açılış konuşması yaptı. Başkan Sami Aydın, Sivas denilince akla, şiir, kültür, ozan ve şairlerin geldiğini söyledi. Aydın, "Sivas'ta her alanda daralmaların olduğunu görüyoruz. Ekonomi, sosyal ve kültürel alanlar bunların başında geliyor. Ancak hamdolsun ki son günlerde benzer kültürel programlar sayesinde eskiye dönüş var." diye konuştu. Gecenin ilk şiirini şair yönüyle tanınan Hafik Kaymakamı İlyas Memiş okudu. Programda, yaklaşık 6 ay önce akciğer kanserinden hayatını kaybeden şair Erdem Beyazıt da rahmetle anıldı. Davetlilere, Beyazıt'ın 2006 yılındaki I. Buruciye Şiir Akşamları programında okuduğu şiir izlettirildi. Yurdun dört bir tarafından davet edilen şairler, 4 grup halinde kendilerinin kaleme aldığı şiirleri seslendirdi. Grup aralarında ise solist Hayrettin Köse, Sivas yöresine ait 4 türküyü seslendirdi.

İsmail Yıldız (zaman)
11 Kasım 2008, Salı

3. Buruciye şiir akşamları (Erdem Beyazıt anısına)

16/11/2008 ·


soldan sağa (Murat Kıral, Berat Demirci, Erdem Beyazıt, Eyyup Tanyıldız)

Erdem Beyazıt, Erdoğan Tunç, Bilal Tırnakçı, Şeref Akbaba


Şeref Akbaba, Erdem Beyazıt, Bilal Tırnakçı


(Şeref Akbaba, Berat Demirci, erdem Beyazıt, Mehmet Aycı) Buruciye şiir akşamları 2006

« Önceki ::